13 Aralık 2011 Salı

JOOBLE HAKKINDA....


Merhaba Dostlar, Arkadaşlar, Meslektaşlar...

Bugün sizlere, internette rastladığım bir İ.K. sitesinden ve çalışma şeklinden bahsedeceğim. Adı Jooble... Ne demek Jooble? Google değil, jooble... İş arama Google'ı diyebiliriz. Evet kurnaz bir isim! Nasıl çalışıyor da diğerlerinden farklı oluyor Jooble? Sistem çok basit, Google nasıl çalışıyorsa, Jooble'da sizin seçtiğiniz arama kriterlerine göre, ülke ülke tüm web tabanlı İ.K. sitelerini dolaşarak, anlık olarak yayında olan tüm ilanları önünüze seriyor. Bu sayede örneğin hem kariyer.net'te hem secretcv'de hem yenibiris.com vb tüm sitelerde sizin istediğiniz ne var ne yok, ortaya çıkıyor. Siz de hangisine başvurmak isterseniz sadece ona başvuruyorsunuz. Başka bir değişle size, başvuracağınız işi filtreliyor. Bu sayede siz dedaha kısa zamanda, daha çok ülkede ilgili pozisyonlara direkt olrak ulaşmış oluyorsunuz.

Site, İ.K. sitelerine yaptığı trafikten kar elde ediyor, yani korkmayın, kullanım ücretli değil...

Tanıtım yazıları aşağıda... Ben projelerine inandığım için bunu yazdım, siz de ziyaret edin, siz de inceleyin, sizin de konu hakkında fikriniz olsun, kim bilir belki de yeni bir işiniz...



İşin mi yok? İş mi arıyorsun? Evden çıkmadan, internet sana yardım edebilir! CV’ni düzenlenmekle işe başlayabilirsin; çünkü bugün sana jooble iş arama motorunu tanıtıyoruz, Jooble senin güzel bir iş bulmana yardım eder! Hemen tıkla!!!

Tüm iş ilanlarını, boş iş pozisyonlarını ve güncel iş olanaklarını jooble'da bulabilirsiniz. Daha önce böyle bir şey duydunuz mu? Artık Türkiye'deki tüm iş olanakları şimdi sadece jooble'da. Ve bunun nedeni jooble'ın, "Türkiye'nin en büyük iş arama sitesi", "dünyanın önde gelen iş bulma kaynağı" veya buna benzer bir şey olması değildir. Bunun tek nedeni jooble'ın çalışma biçimidir: herhangi bir başka arama motorunun yaptığı gibi jooble tüm bilgiyi kendi veritabanında tutmaz, jooble bilgiyi herhangi bir başka arama motorundan çok daha iyi arayabilir ve arama işlemini yapabilir.

Dünyanın dört bir tarafından jooble iş ilanlarına dair teklifleri topluyor ve bunun için jooble, hem Türkiye’de hem de Arjantin, Almanya, Avustralya, Avusturya, Belçika, Belarusya, Birleşik Krallık, Brezilya, Kanada, Şili, Kolombiya, Danimarka, Amerika, İspanya, Finlandiya, Fransa, Yunanistan, Hong Kong, Macaristan, İtalya, Hindistan, Japonya, Kazakistan, Meksika, Nijerya, Pakistan, Peru, Polonya, Portekiz, Çek Cumhutiyeti, Romanya, Russya, Sırbistan, Slovakya, Tayvan, Venezuella, ve Ukrayna gibi ülkelerde gibi senin iş bulmasına yardım ediyor.

60 web sitesine kadar kullanarak nasıl bir iş niteleyeceğine yardım eder. Bu arada isteyeceğin teklifleri e-postana yollar. jooble iş arama motoru kullanmalısın!!!!

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Tim Burton Biyografi *Unitim Magazine*

Merhaba,

Yeni projemiz olan Unitim Mgazine Sinema köşesi için hazırladığım (derlediğim demek belki daha doğru) biyografi köşsesinde, bu ay "Tim Burton" var. Yazım aşağıda....



--------

Biyografi Köşesi : Bu bölümümüzde size her ay, dünya sinema tarihine damga vurmuş, genellikle güncel olan aktör / aktris veya yönetmen tanıtacağız. İlk olarak kimi tanıtmalıyız diye kısa bir fikir alışverişi yaptıktan sonra, tüm oklar birden bire “Tim Burton”ı gösterdi. Tim Burton, bizce hem gelmiş geçmiş en yaratıcı, hem en fantastik, hem en sıradışı yönetmenlerden biri. Her yaptığı olay oluyor. Elbette Tim Burton’ı seven kadar sevmeyen de bulabilirsiniz. Çünkü o, öyle farklı bir bakış açısıyla olayları ele alıyor ki, kendinizi ya ona taparken bulusunuz, ya da nefret ederken. James Cameron’u beğenmek gibi değildir Tim Burton’a duyduğunuz sempati ya da nefret. Bakalım Tim Burton kimmiş?

Tim Burton : Timothy William Burton adıyla 25 Ağustos 1958 tarihinde Burbank / Californiya , ABD’de doğan yönetmen, yapımcı, yazar ve zaman zaman da oyuncudur. Ön plana çıkan çalışmalarında, yönetmen koltuğunda oturmuştur.

İsmini hafızalara kazıttıran filmleri, genellikle kendine has tadı olan, animasyon yoğunluklu çalışmalardır. Beetle Juice (1988 - yönetmen) , Edward Scissorhands (1990 – yazan, yöneten, yapımcı) , The Nightmare Before Christmas (1993 – yapımcı , yazar) , Sleepy Hollow (1999 – yönetmen) , Big Fish (2003 – yönetmen) , Charlie and the Choclate Factory (2005 , yönetmen) , Corpse Bride (2005 – yönetmen , yapımcı) , Sweeney Todd (2007 – ynetmen) , Alice in Wonderland (2010 – yönetmen) en çok gişe yapan ve ünlü olan filmleridir.

Tim Burton, çocukluğunda iyi bir öğrenci değildi, genellikle içine kapanık bir yapısı vardı. Gençlik yıllarında, iç dünyasını resim çizme ve film izleme ile renklendiriyordu. İzlediği “Godzilla” filmi, onu oldukça etkiledi ve kafasında animasyona dayalı filmler üzerine bir kariyer planı hazırladı. Bu doğultuda da, ilk olarak karekter animasyonu öğrenmek için “Kaliforniya Sanat Enstitü”sine girdi. 1979 yılında, 21 yaşında buradan mezun olduktan sonra, “Walt Disney Animation Studios”ta ilk olarak stajyer animatör, daha sonra da, animatör, hikaye yazarı olarak çalıştı.

1982 yılında, Walt Disney “Vincent” adında yaptığı kısa film ile Burton’ın yeteneğini keşfetti. Bu film kendisine pek çok ödül kazandırdı. Bu dönemden sonra, Burton bir kaç kısa film denemesine daha imza attı. Yalnız Burton, daha farklı bir şeyler yapmak istiyordu. Üç yıl düşünmeye ve inzivaya (!) çekilen Burton, (1985’teki Pee-Wee’s Big Adventures”tan sonra) 1988 yılında, aslında çok da birşey anlatmayan, sadece animasyona dayalı, hikaye ve kurgu açısından zayıf bile denebilecek “Beetle Juice” filmini yaptı. O dönemde animasyon içerikli filmlerin yoksunluğu, nam-ı diyar “Beter Böcek”le Burton’a hem gişede hem de kariyerinde çok şey kazandırdı. Beter Böcek; Burton’a, Warner Bros adına çekilecek olan “Batman” ‘in de (1989) kapılarını açtı. Batman, Burton’ın Beter Böcek’ten sonra Micheal Keaton ile ikinci iş birliğiydi aynı zamanda. Aynı zamanda Batman, 1989 senesinin en çok kazanan filmi de olmayı vaşarmıştı.

1990 yılında Tim Burton, kariyerinde sonradan yedi kez beraber çalışacağı Johnny Depp ile ilk filmini yaptı : Edward Scissorhands. Bu filmde Burton, elleri makas şeklinde olan Edward’ın, genç bir kıza aşık oluşunu kendine has uslubunca anlatıyor ve adından şu şekilde söz ettitiyordu : Anlaşılan o ki ; bu adam, asla gerçek hayatta olabilecek şeylerden bahsetmeyecek... Öte yandan, Edward Makaseller filmi, Tim’in kendi çocukluğunun farklı bir tasviri olarak algılandı. Sinemaseverler “Tim, Edward’tır” görüşünde birleşmişti.

1992 yılında Warner Bros. ile “Batman Returns / Batman Geri Dönüyor” çalışma fırsatını buldu. Kadro, Micheal Keaton, Michelle Pfeiffer, Danny De Vito ve Christopher Walken ile oldukça sağlam görünüyordu. Her ne kadar film, gişede bir önceki Batman kadar başarı yakalayamasa da, yine de getiri olarak başarılı sayılırdı. Oysa Batman fanatikleri, Batman Returns’den beklediklerini çok da bulamamışlardı.

1994 yılında, Johnny Depp ile bir kez daha çalıştı. Bu kez Depp, Burton’ın yapımcılığını ve yönetmenliğini yaptığı “Ed Wood” filminde başroldeydi. Ed Wood, gişede pek de başarılı olamadı. Ama zaten, bu film, Burton’un çocukluğundaki ucuz bütçeli bilim kurgu filmlerine bir “emeğe saygı” niteliği taşıyordu. Öte yandan, eleştirmenler tarafından geçer not almayı da bildi...

1996 yılında yapımcılığını yaptığı ve yönettiği “Mars Attacks!”, 1999 yılında yeniden Johnny Depp’i kamera karşısına aldığı “Sleep Hollow / Hayalet Süvari” ve 2001 yılında yönettiği “Planet of the Apes” Burton için sessiz geçen seneler olarak adlandırılabilir. Aslında, her ne kadar bu filmer onun kariyerinde yapı taşlarından bazılarından olsa da 2003 yılında ortaya çıkan “Big Fish” kadar hiçbirisi iddialı değildi. Big Fish, Daniel Wallace’ın aynı adlı romanından uyarlama bir filmdi ve çocuklarına kendi hayatını abartılı hikayelerle anlatan bir babanın başından geçenlerden bahsediyordu. Kullanılan renkler ve mübalağa sanatı filmi mutlaka kaçırılmaması gereken ilk 100 filmin içine sokmakla yetmiyor, bir de izleyicinin içinde film biter bitmez yeniden seyretme hissiyatı yaratıyordu. (Yazarın notu : Ne söylenebilir ki; her yaşa, her kişiye hitap eden capcanlı bir film... Gerçekten harika bir kült yapım.) Big Fish ile dört “Golden Globe” ve Danny Elfman’ın müzikleriyle “Academy Awards”a layık görüldü.

2003’teki “Big Fish”in ardından, Tim Burton, sinemaseverlerin karşısına yine bir Johnny Depp işbirliğiyle çıktı. Bu kez 2005 yılına gelinmişti ve bu kez Johhny Depp, “Willie Wonka” karekteriyle, Umpa Lumla’ların çalıştığı mistik bir çikolata fabrikası sahibiydi. “Charlie and the Chocolate Factory” esasen 1971 yapımı olan “Willie Wonka and the Choclote Factory” filminin yeniden uyarlanmasıdır. Gene Wilder’in oynadığı rol bu kez, Johhny’ye aittir. 1971 yapımı ile kıyaslandığında elbette efektler ve renkler daha canlı ve gerçekçi ve bir kadar da Burton tarzında gerçek dışıdır. Tüm dünyada bu filmi eleştiren kadar, beğenmeden ve hatta nefret eden pek çok eleştirmen vardır. Yaklaşık 500 milyon dolarlık gişe hasılatıyla, yapımcılar tarafından oldukça başarılı sayılmaktadır.

2005 yılında yine Johhny Depp ile bir işbirliği yapan Burton, “Corpse Bride” animasyon filmini tamamladı ve vizyona sürdü. Tamamı animasyon olan filme başta Johhny Depp olmak üzere pek çok değerli dublaj sanatçısı ve aktör / aktris sesleriyle katkı sağladı. Bu film, Burton’un animasyondan ve özel efektlerden asla vazgeçmeyeceğini gösteriyordu...

2007 senesinde, artık iyiden iyiye alıştığımız Johhny Depp – Tim Burton işbirliğinin yeni bir halkası vizyona girdi. Bu kez Johhny Depp, “Sweeney Todd” karekterindeydi. Film ise vizyona “Sweeney Todd : The Demon Barber of Fleet Street” adıyla girmişti. Dream Works / Warner Bros ortak yapımı olan Sweeney Todd filmi Burton’a, “National Board of Review Award”da en iyi yönetmen ödülü, “Golden Globe”da da en iyi yönetmen adaylığı getirmişti. Academy Award’da da “en başarılı sanat yönetimi” ödülüne layık görülmüştü.

2010 yılında, yine bir yarı animasyon filmi olan “Alice in Wonderland” filmini çekti. Başrol için kimi düşünüyordu peki? ........ Elbette Johhny Depp!!! Yine tipik bir Johhny Depp – Tim Burton klasiği... Pek çok Burton fanatiğini çok büyük beklentilere sokan Alice Harikalar Diyarı’nda, malesef fanatiklerini nispeten beklentilerinden uzak bir filme taşıdı. Çoğuna göre bir hayal kırıklığı, bazılarına göre de tam anlamıyla hüsran dolu bir “108 dakikaydı”. Gerçi iki yüz milyon dolar bütçeli bir filmin, bir milyar dolardan fazla hasılat elde etmesi, yapımcıları filmin içinde taşıdığı büyüden bile çok daha mutlu ve mesut dünyalara taşımış olmalı.

Netice itibariyle anlaşılıyor ki, Burton filmleri, tüm izleyiciler tarafından beğenilmese bile Tim Burton ismi, hele hele Johhny Depp ile ortak hareket edince, bilet sattırmaya yetiyor da, artıyor bile.

Johnny Depp, Tim Burton ile olan ilişkisini şu sözlerle ifade ediyor “Onun için ne söyleyebilirim ki; o bir kardeş, bir dost, vaftiz oğlumun babası. O, uğruna dünyanın sonuna gidilecek eşsiz ve cesur bir ruh ve eminim ki o da benim için aynısını yapardı”.

Tim Burton, Johhny Depp ile toplamda yedi film projesinde beraber oldu. Bunlar; Edward Scissorhands, Ed Wood, Sleepy Hollow, Charlie and the Chocolate Factory, Corpse Bride, Sweeney Todd : The Demon Barber of Fleet Street ve Alice in Wonderland...

Ne denebilir ki; sevin ya da sevmeyin, o bir klasik, o bir üstad, o gerçek bir yönetmen....

27 Temmuz 2011 Çarşamba

ZEVK – İ SUARE SAHNE 1





Genellikle sinema dergileri ve otoriteler, bir filmin başarısını “gişe hasılatıyla” ölçerler. Bunun kabaca sebebi; sinema endüstrisinin çarklarının, sanattan ziyade para kazanma amacıyla körüklenmesidir. Nam-ı diyar “7.sanatı” , safi anlamda para kazanma yolu olarak görmeyen pek çok sinema sever de, bizlerin yapacağı gibi, kriter olarak sadece gişe hasılatını ve sadece İMDB puanını baz almaz. Zira nedense IMDB’nin puanlama klasiğinde, romantik komediler, fantastik filmler ortadan ikiye çatlasa da yüksek puan alamazlar. Öte yandan bu, onların izlenesi film olmadığını göstermez.

Bu köşede her zaman bu bilinçle, kimi zaman kıyada köşede kalmış, kimi zaman ölmeden mutlaka izlenmesi gereken, kimi zaman da her anlamda sükse yaratmış filmlere değineceğiz. Her tarzda film, sayfalarımıza konuk olacak. Umarız sizler de uyguladığımız ve uygulayacağımız bu bakış açısını beğenirsiniz...

Girizgahımızdan sonra; sıra geldi köşemizin inceleme bölümüne. Bu sayımızda sizler için Türkçe’ye “Kız ve Kurt” olarak çevrilen “Red Riding Hood” (2011) filmini inceledik.

Red Riding Hood; özünde, hepimizin çocukluğumuzda bizlere anlatılan bir “Kırmızı Başlıklı Kız” masalı uyarlaması. İçinde fantasik bir hikaye barındıran film, sıradışı bir anlatım tarzıyla izleyiciye aktarılmış. Filmde kullanılan pastel renkler ve başarılı kamera hileleri, (özellikle kırmızı başlıklı kızın pelerin rengi) bizlere Twilight serisini hatırlattı. Zaten hatırlatmaması anormal olurdu. Zira hatırlanacağı üzere, filmin yönetmeni Catherine Hardwicke, ismini Twilight (2008) filmiyle perçinlemişti. Gerçi, bir yönetmenin, kendini tekrara düşmesi ve benzer tarzlarda farklı hikayelere sarılması çok da hoşuma giden bir tarz değil ama yine de beklentileri çok yükseltmeden Hardwicke’yi takip etmekte fayda görüyorum. Yönetmenin önceki sansasyonel çalışmalarına da; Thirteen (2003) (yazar-yönetmen) ve Vanilla Sky (2001) (görüntü yönetmeni) örnek gösterilebilir. Hatta Twilight serisinin diğer filmleri de yine Catherine Hardwicke imzalı olsaydı, belki hak ettiği ve beklediği başarıyı daha kolay yakalayabilirdi.

Kısaca filmin konusuna değinmemiz gerekirse; film, Yüzüklerin Efendisi’nin jargonumuza kazandırdığı “Orta Dünya” olarak adledilebilecek bir mekan ve zaman gerçekliğinde karşımıza çıkıyor. Hikaye de; küçük bir orman köyüne mensup olan Valerie (Amanda Seyfried) ve Peter (Shiloh Fernandez) küçüklük halleriyle başlıyor. Daha ilk saniyede, film kendini klasik bir “Kırmızı Başlıklı Kız” ile mukayese edilmemesi gerektiği yönünde izleyiciyi ikna etmeyi başarıyor. Bunu da Valerie ve Peter’ın hayvanseverleri pek de memnun etmeyecek hareketiyle gerçekleştiriyorlar. İşte o saniyede, “farklı” bir film karşısında pop-corn yediğinizi anlıyorsunuz. İlerleyen sahnede Valerie’yi genç bir bayan olarak görüyoruz. Yaşanan masalsı gerçeklikte birden bire çalmaya başlayan çanlar ile irkiliyorsunuz. Masalın kötü kahramanı “Kurt” için hazırlanan bu uyarı sistemi ile, köy ahalisi tehlikelere karşı uyarılır. Ancak hikayenin henüz başında Kurt, köylülerle olan barışını bozar ve Valerie’nin kız kardeşini katleder. Olayını dehşetini yaşayan köye, yardım için Solomon (Gary Oldman) gelir. Solomon, kurtlar ve kurt adamlar konusunda tecrübelidir ve herkesi “Kurt Adamın, içlerinden herhangi biri olabileceği” yönünde uyarır. Bu durum köy içindeki dengeleri alt üst eder. Artık herkes birbirine potansiyel bir “katil - canavar” gözüyle bakmaktadır. Kurt’un köye yaptığı ani baskınlar ile de, heyecan sürekli “panik atak” seviyesinde tutulur. Valerie ile Kurt’un arasındaki bağ ise, klasik masaldaki “büyükanne kılığından” çok çok ötedir. Fakat yine de “Büyükanne; gözlerin ne kadar büyük, kulakların ne kadar büyük, dişlerin ne kadar büyük...” repliği bir şekilde filmin içine monte edilmiş. Bu sayede de; (öyle ya da böyle) masalın aslına gönderme yapılmış.

Filmin sonunu, elbette heyecanı kaçırmamak adına sizlerle paylaşmayacağız. Ama şunu söyleyebiliriz ki; mutlak konsantrasyonunuzu bozmazsanız ve “böyle şeyler gerçek hayatta olur mu yaaa!” güdüsüyle bu filme takılmasanız, final size 6.His’sin finali kadar olmasa da, yine de şok edici bir son vaad ediyor. Fantastik – gerilim severlerin muhakkak seyretmesi gereken bir film olarak nitelendiriyoruz.

Filmin öne çıkan Cast’ı ise şu şekilde;

Amanda Seyfried : (Valerie) 1985 doğumlu olan şirin sarışın kızımız, bu role gerçekten de çok iyi oturmuş. Yüzünün ifadesi; hem onu, masalın klasik versiyonundaki gibi masum kılıyor, hem de oyunculuk yeteneği ile de aynı zamanda Valerie karakterinin içinde taşığıdığı ketum kötülüğü, erotizmi ve vahşi duyguları sergiliyor.

A. Seyfried, daha önce “Mamma Mia!” (2008 - başrol) , “Jennifer’s Body” (2009 – yardımcı oyuncu) karşımıza çıkmıştı. Bizce yeteneği, kariyeri ve başarısı, her geçen gün artıyor. Her filminde bir öncekinin üstüne koyuyor diyebiliriz.

Gary Oldman : (Solomon) Gary Oldman için ne söylenir ki? Oldman’ın oynamadığı ya da oynayıp da izleyiciyi etkileyemediği bir film var mıdır? Oldman bugüne kadar onlarca baş yapıtta karşımıza çıktı. Yalnızca her zaman dikkatimizi çeken bir unsur; Oldman’ın sürekli yardımcı oyunculukta boy göstermesi oldu. 1958 doğumlu üstadın adını ezberleten en önemli oyunculukları ise “Leon” (1994) , “Dead Fish” (2005) , “Interstate 60” (2002) ve elbette Gordon karakteriyle “Batman – The Dark Knight” (2008).

Bu filmde de Oldman, Solomon karekteriyle, masaldaki “kurtarıcı avcı” rolüne bürünüyor. Her rolün adamı olan Oldman, fantastik gerilime de kolay ayak uydurmuşa benziyor.


Filmin Künyesi :
Yönetmen : Catherine Hardwicke
Yazan : David Johnson
Oyuncular : Amanda Seyfried , Gary Oldman , Billy Burke , Shiloh Fernandez
Yapımcı Firma : Warner Bros., Appian Way , Random Films.
IMDB Puan : 5,0
Vizyon Tarihi : 01/04/2011


Dip Not: Bahsettiğimiz gibi, IMDB puanına çok takılmayın. Belli başlı tarzlardaki filmler, IMDB kullancıları tarafından ağızlarıyla kuş tutsalar değer görmezler. Sırf IMDB puanına bakıp, bir filme karar vermeyin. Sadece karar mekanizmalarınızdan biri olsun...

27 Haziran 2011 Pazartesi

BEKARLIĞA VEDA HUTBESİ

Teğet geçtik haşmetli devlet-i aliyye-i bekarlıktan.

Kaptık vuslat izinlerini debdebeli saltanat-ı ecdattan.

Dest-i izdivacımızda huzurlarınızda zevk ile raks eyleriz,

Sebeb-i simaya akseden pırıltımız, bahtiyarlıktan.



Selam olsun iştirak eyleyen siz şad-ı mihmana,

Afiyet bal şeker olsun göbeğe yuvarlanan mamalara.

Gönül ister ki; dolsun taşsın altınlarla her kese,

Elli akçeye sınırsız şarap, nasip olmaz herkese!!!

13 Haziran 2011 Pazartesi

KISA KISSA...

Fikriyattır; ruhu bedene her dem kenetleyen
Zikriyattır; bedeni kodese her seferinde kafesleyen
Dert etme sakın, erdeminden hiç sual olunmaz
Zaat çok istese de; güneş, balçıkla sıvanmaz

Safi öğretimle adam gibi adam ne yazık ki olunmaz
Kişide eğitim eksikse, tıynetinden tek bir akçe çıkmaz
Hele de noksansa o çok önemli adab-ı muaşeret,
Sıçtığım b.k bile, yazdığın destana hayatta kefil olmaz...

9 Haziran 2011 Perşembe

EVLİLİK DAVETİYELERİMİZ...



Sevgili Arkadaşlar ve Saygıdeğer Büyüklerim,


28 senelik bekarlık maceram çoğunuzun bildiği üzere, kısa süre sonra sona eriyor. Yaklaşık üç hafta sonra, davetlilerin ve şahitlerin huzurunda, tüm matematiksel verileri ve teoremleri hiçe sayarak 2’den 1 olmayı başarmaya söz vereceğiz ve tahminim o ki, siz de buna göz yumacaksınız. :) Artık daha fazla bekarlıktan kaçışın mümkün olmadığını müstakbel eşimle mütekabil olarak anladığımızdan beri de; bir dizi masrafa girerek, gencecik hayatlarımıza borç sokmanın ne denli eğlenceli olduğunu denemek istedik. :) Bu pir-i pak günümüzde ve eğlencemizde sizleri de aramızda görmek, bizleri çok mutlu edecektir.



Her zaman yaptığım gibi kısa bir mani ile konuya özet geçmek istiyorum…








Dayadık merdiveni otuzuna

Beraber çıktık evlilik oyununa

Hepinizi davet etmek isteriz

Davullu zurnalı gelin konvoyuna



Alamet-i farikası kerametindendir

Bahtiyarlık parıltımız vaziyettendir

Bizler de biniyoruz sandal-ı vuslata

Yelken açıyoruz beraberce hayata




Ekteki resimde göreceğiniz üzere; 2 Temmuz 2011 günü saat 18:15’te Küçükyalı Sahil’de bulunan Maltepe Evlendirme Dairesi’nde alt salonda nikahımız olacak. (Pinhan Restaurant yanı)



Bu tarihten tam bir hafta önce de; yani 25 Haziran 2011 tarihinde Şile Aqua Beach’te, eğlencemiz olacak. Kumsal eğlencemizin notları şunlar;



25 Haziran 2011 Bostancı sahilde otobüsle buluşma - 16:00 – 16:30 arası
Otobüs ile Şile’ye yolculuk - 16:30 – 18:00 arası
Şile Aqua Beach’te yemek + limitsiz yerli alkollü, alkolsüz içki 18:00 – 00:00 arası
Otobüs ile Pendik üstünden Bostancı’ya geri dönüş - 00:00 – 01:00
Yol + Yemek + Limitsiz İçecek (alkollüler dahil) + Hatırat Fotoları kişi başı 50,00 TL
Kendinizi rahat hissedeceğiniz şekilde giyinmeniz tarafımdan tavsiye olunur. (Zira ben kapri giyeceğim. Aklınıza klasik düğünler gelmesin J)
25 Haziran Şile organizasyonumuz için lütfen önceden haber verin. Zira ahttp://www.blogger.com/img/blank.gifraç rezervasyonunu ona göre organize edeceğiz.
Maksadımız hep beraber, farklı bir temada eğlenmek ve bu mutluluğu gelen tüm dostlarla paylaşmak…
Üstünüze bir şeyler almayı unutmayın, malum akşamları Şile sahil serin olabiliyor…
Mekan fotoları için : http://www.sileaquabeach.com/


Gönlümüz, her iki organizasyonda da hepinizi görmekten yana. Umarız; bu mutlu günlerimizde bizlerle beraber olabilirsiniz….



Saygı ve sevgilerimle…





Berk PINAR