31 Ağustos 2009 Pazartesi

Ben İthalat Yapabilir Miyim?




Her türlü tanımı bir tarafa bırakalım. Sadece şuna değinelim. Evet, dileyen herkes ithalatçı olabilir. İstediğiniz ürünü istediğiniz kadar ithal edebilirsiniz. Yalnızca bir kaç kaide vardır. En önemlisi herkesin tahmin edeceği üzere yüz kızartıcı şuçlara sokabileceğimiz ürünlerin ithalatının yasak olmasıdır. Mesela uyuşturucu, kumar makineleri ve insan/hayvanların canlarını ve sağlıklarını tehlikeye atacak her türlü ürün gibi. Bunun dışında kalan hemen hemen her ürünü ithal edebilirsiniz. (İkinci el elektronik eşya bir istisnadır ve malesef yasaktır, halbuki ne iyi olurdu Amerika’dan ikinci el bol miktarda Iphone’lar getirtseydik değil mi?)


Devletin politikası ihracatı desteklemek ve ihracatın önüne çıkabilecek her türlü bürokratik ve politik engeli kaldırmak istikametindedir. Tam tersi olarak ithalatta prosedürler, bürokrasi , ve hatta zaman zaman “birilerini görmek” malesef bu işin olmazsa olmazlarıdır. Devlet de en başında ithalat yapabilmeniz için demiştir ki : “Vergi numaran varsa, gerçek ya da tüzel kişi olman fark etmez, sen ithalat yapabilirsin”.



Peki madem öyle; “Ben gerçek kişi olduğuma ve benim vergi numaram da olmadığına göre; e-bay’den bir kitap satın aldığımda bunu nasıl ithal edeceğim?” diye sorabilirsiniz. Buarada da nöans şu yöndedir : Malum hepimizin Almanya’da , Fransa’da bir akrabası veya bir tanıdığı vardır ve elbette bu “cömert” yakınlarımız bizlere hediyeler yollamaktadır.(nerde öyle amca bizde!) İşte bu sebepten ötürü devletimiz ticari değeri olmayan hediyelere , kitap ,cd gibi eserlerin ithalatına izin verirken dar bir anlamda “sorun çıkarmaz”. (elbette makul ölçülerde)



O zaman bu ne demek oluyor? Eğer malımın ikamesi buarada değilse buyrun meydan sizin...
Dilediğiniz gibi ithalat yapabilirsiniz; ama siz yine de öyle hemen B2C’lere yönelmeyin, ve diğer yazılarımızı bekleyin..

Saygılarımla,

Berk PINAR

Neden İthalat Yapmalıyım?

Bu yazımızda “neden ithalat yapmalıyım?” sorusuna cevap vermeye çalışacağız. Bildiğiniz üzere; her devletin ithalattan ziyade ihracatı kalkındırmaya yöneldiğini ve bunu bir devlet politikası olarak benimsediğini önceki yazımızda belirtmiştik. Peki “Ben neden ithalat yapmalıyım? Bana, şirketime ve hatta büyük düşünürsek devletime faydası ne olur?” İşte bu yazımızda kısaca bunlardan bahsedeceğiz.

Bilindiği üzere; her ülke dünya üzerinde mevcut olan kaynaklardan ve zenginliklerden eşit oranda faydalanamamaktadır. Örneğin ;yanı başımızdaki İran’dan petrol, doğal gaz ve hatta uranyum bol miktarda çıkarken, bizde bu cevherler neredeyse yok denecek kadar azdır ve sanki 1639’da imzalanan “Kasr-ı Şirin” antlaşması 300 yıl sonraki yer altı zenginliklerini, bizlerin ayaklarının altından alırcasına hazırlanmıştır. ( Sanırım bu da malesef bizim şanssızlığımız.)



İşte bu gibi nedenlerden ötürü; eğer bir mal, bir değer, bir zenginlik, bir cevher ya da bir meta sizin ülkenizde mevcut değilse yapacak tek şey bunu dışarıdan ikame etmektir. Yani “ithalat” yapmaktır.Yalnız buarada “bıçak sırtı” denebilecek bir ince çizgi vardır ki bu da dış ticaret dengesidir. Yani yaptığınız ithalat hacminin, gerçekleştirdiğiniz ihracat hacminden az olmasıdır, ki bu zaten en temel çıkarımdır. Bir ülkenin dış ticaret hacmi ne denli “artı veriyorsa” o ülke o denli refah seviyesine kavuşmaktadır. Tam tersi olarak da ne kadar “eksi”niz varsa o kadar dışa dönük ekonomiye sahipsinizdir ve işler sizin için gün geötikçe daha da zorlaşacaktır demektir. Eğer uzun vadede dış ticaret hacminiz üstüste “eksi” almaya devam ediyorsa şundan emin olabilirsiniz ki zamanının “Duyum-u Umumiyesi” şimdilerin bilinen ismi ile “IMF” ve “Dünya Bankası” her daim yakınınızda ve hatta tam arkanızda olacaktır.



Peki ithalat yapmayalım mı? İthalat o halde kötü bir şey mi?

Hayır kesinlikle değil. Ancak tutarlı, ölçülü ve mantıklı davranmakta fayda var. Bunları yapmak içinde şu aşağıdaki perspektifleri düşünmek ve yapacağımız ithalatın şu unsurları içerdiğinden emin olmamız gerektiğini düşünüyorum.

• İhracata dönük (ara mamül, al – sat ticaretleri)
• Teknoloji ithalatları (hammadde çıkışlı)
• Girdi ithalinde maliyet avantajlı (bunun için teşvik rejimleri vardır ki ilerde bahsedeceğiz)
• Rekabet potansiyeli arttırıcı (Kalitesiz Çin ürünlerini kasdetmiyorum elbette)
• Haksız rekabeti önleyici mallar (özellikle kalitesiz Çin mallarından uzak durularak)

Yeni yazım “Ben İthalat Yapabilir Miyim?” konulu olacak.

O zamana dek görüşmek üzere,

Berk PINAR

Dış Ticaret Üzerine - Giriş -

İsmim Berk PINAR. Mesleğim dış ticaret uzmanlığı. Hem çalıştığım şirkete hem de dışarıdan diğer şirketlere dış ticaret alanında danışmanlık hizmeti veriyorum. Bu blogdan katkılarımı da ağırlıklı olarak dış ticaretin ithalat boyutundan vermeye çalışacağım. Bunu yaparken teorik bilgiden mümkün mertebe kaçınacağım; zira bu zaten Geliştrend’in ana teması. Bu nedenle olabildiğince yalın, tecrübe odaklı, teknik veriler dışında kalan yaşanmış hadiseler etrafından dolanarak “iş görür” bilgiler aktarmaya çalışacağım.

Neden ithalat yapmalıyım, ithalat sürecinde bana ne gerekli ,tedarikçimi nasıl seçmeliyim , ithalatlardaki finansal gücü nasıl sağlarım, ithalat aşamasında kimlerle ve hangi sektörlerle koordinasyon içinde olmalıyım , sorun çıktığında bunu nasıl çözerim v.b. konularda fikir vermeye gayret göstereceğim.

Buarada şunu da belirtmem de fayda var : Malum, dış ticaret dışarıdan bakıldığında iki boyutludur. Bir uluslararası alıcı vardır ki buna “ithalatçı” yani “limandan içeri alan” anlamına gelen “importer” denir. Bir de satıcı vardır ki buna da “ihracatçı” yani “limandan dışarı eden” manasına gelen “exporter” denir. Aslında bu aşamada bir ayırım yaptığımız için böyle bir ikilik ortaya çıkmaktadır. Esasen almak-satmak , gitmek-gelmek , terk etmek-terk edilmek gibi zıt olduğunu düşündüğümüz kavramların tamamının altında aynı unsurlar yatar. Aynı eylemin farklı etkenleri yüklemin çatısını değiştirse de kanaatimce dış ticaret açısından ithalatın da ihracattan pek bi farkı yoktur.

İleriki yazılarımda görüşmek üzere..

Sevgilerimle ve dostlukla..

Berk PINAR